06 Şubat 2009
Köylünün biri , eşek üstünde seyahat ederken bir köyde mola vermiş. Su içmek ve eşeğini de sulamak için kuyuya doğru eşeğini sürmüş. Orada su dolduran bir kadından içmek için su isteyince kadın suyu vermeden önce sormuş. Amca sen kimlerdensin? Halil begi mi , İsa begi mi? Bizimki de tereddütsüz “ İsa begi“ deyince kadın, madem “ İsa begi” sin , sana su vermem demiş.
Köylü adam da “evet haklısın ben öyleyim ama eşeğim Halil begi’ dir . O su içmeyi hakkediyor, ona içir “ demiş. Okudukça güleceğimiz , düşündükçe anlam veremeyeceğimiz ve bir yerde de üzüleceğimiz bu yaşanmış olay bir zamanlar toplumsal hayatımızın acı gerçeklerindendir.
Bu cahilce arkasından gidilen tarafgirlikten babalarımızın, dedelerimizin oldukça acı hatıraları vardır. Eskiden bu tarafgirlik köylüleri ikiye ayırmış ve birbirine düşman ederek köylerimizin gelişmesi ve büyümesine engel olmuştur. Büyüklerimizin anlattığına göre insanları kendilerine muhtaç ve köle ettirmek için bu kutuplaşmayı ortaya çıkaran İsa ve Halil kardeşlerin kendileri olmuştur. Bunlar “Birimiz bir köyde birimiz de başka köyde dursun. İki ayrı güç odağı oluşturup taraflara problemler oluşturarak insanların bize başvurmasını sağlayalım” diyerek sinsi ve bencilce kurdukları projelerini hayata geçirmişlerdir. Tabi o zamanlar toplumun sosyal ve ekonomik durumu eğitim olanakları bu projenin amacına ulaşmasına zemin hazırladığı da ayrı bir gerçektir. Sürü psikolojisiyle halk arsında hızla yayılan bu hizipleşme aileleri ve aşiretleri sonrasında da bölgemizi etkisi altına alarak zamanla din, dil ve etnik yapının önüne geçerek bölgemizdeki siyasi ve sosyal temelleri şekillendirmiştir. Toplumsal kaoslar, kavgalar, düşmanlıklar, kan davaları, siyasi hesaplaşmalar taa zamanımıza kadar gelerek toplumsal barış ve birliğimize zehirli tohumlarının semeresini vermiştir.
Bizim adam olmamızı istemeyenler, değişik zamanlarda içimizdeki cehaletten yararlanarak bizi elde tutma hesapları yaptılar. Aramıza ayrılık ve fesat tohumları ektiler. Böl, parçala, yut, hesapları yaptılar. Bizim ışığa varmamıza engel olmak için icat ettikleri bu tip afyonlama teknikleri ile benliğimizi bizden aldılar. Mevzubahis sadece İsa begi -Halil begi oluşumu değildir. Bu ve buna benzeyen her türlü oluşumu kastediyorum. Bunun içinde ağalıkta var, menfaat üzerine kurulan siyasi oluşumlar da var, sağ-sol da var, aşiretçilikte var, etnik ayırımcılık da var.
Gözlerimizi açalım beyler! Taraf olurken ışığı elden bırakmayalım. Karanlıkta adını koyamadığımız bir şeye taraf olmayalım. Bilinçle hareket edelim. “Akıl insanın zinetidir” derler. Akıl zinetini de bize aklı verenin nuruyla aydınlatalım. Hele hele bu seçim arafesinde birilerine taraf olmadan önce akıl muhasebesi yapalım, nefis ve vicdan muhasebesi yapalım. Unutmayalım ki bizim hak çizgisinden kıl payı ayrılmamız çocuklarımızın , torunlarımızın gelecekte haktan , hukuktan fersah fersah ayrılmasına neden olacaktır. Onları düşünelim. Geleceğimizi düşünelim. Bu vebali hiç birimizin kendi nefsine taşıtmaya hakkı yok. Uyanık olalım.
03.02.2009
İsmail Serhan

| < Önceki |
|---|







