20 Mart 2010

Aziz ve pek merhametli Sultanım,
Merhaba… Bu sabah elime ulaşan mektubun beni hayli duygulandırdı. Özellikle başta ifade ettiğin , ‘Bana bugüne kadar gönderdiğin bütün mektupları, en değerli eşyalarımın bulunduğu sandıkta muhafaza ediyor ve ara sıra çıkarıp tekrar tekrar okumaya çalışıyorum.’ cümlesinin etkisi, hala üzerimde diyebilirim. Sultanım, ben bu ilgini mektuplarımdaki sözlerin arkasında duran gönlümün coşkusuna bağlıyorum. Çok yerde belki ifade ettim; sana yazarken içinde bulunduğum sevgi okyanusunun dalgalarını anlatmaya kelimelerim kifayet etmiyor. Yoksa yazıya dökülen satırlarımın herhangi bir cazibesi olmadığı, gün gibi aşikar.
Evet Sultanım, malumundur insanoğlu sadece et ve kemikten ibaret değil. Sevmesi, sevilmek veya takdir edilmek istemesi gayet doğal. Öbür aleme inanmayanlardan dahi ‘Unutulmamak ya da zaman zaman anılmak için şu eserimi ortaya koymaya çalıştım.’ gibi sözleri duyunca, meselenin önemini daha iyi anlıyorum. Bundan dolayı lütfen, mektubundan aktardığım cümlenin yarattığı memnuniyeti ifade eden sözlerimi abartılı görme.
Sultanım, otuzuncu mektubumla ilgili soruna cevap vermeye çalışacağım. Uzun bir cevap olabilir. Şimdiden o engin anlayışına sığınıyorum.
Sultanım, İslam dininin birinci kaynağı Kur’an-ı Kerim’dir. Sünnet dediğimiz ikinci kaynak, adeta Kur’an-ı Kerimin tefsiri ve pratik hayattaki tezahürü konumunda. Elbette Kur’an-ı Kerim, her alanda başta gelir. Benim söz konusu mektupta yalnızca Son Elçi’nin sözlerinden bahsetmem, biraz da o günlerin gündemi ile alakalı bir tasarruf idi. Biraz sonra da aktaracağım ayetlerde göreceğin gibi, bu iki kaynağın gösterdiği istikamet birbirinden farklı değil. Dolayısıyla orda ortaya koyduğum iddiayı burada da zikretmem mümkün: Birey, aile ve toplumun tam huzuru, bu kitabın koyduğu temel ilkelerde saklı. Bu ilkeler, ne zamanla ne de mekanla sınırlı. İnsanlığın bugün karşı karşıya kaldığı psikolojik ve sosyolojik (hatta ekonomik) sorunların çözüm reçetesi, tek tek bu kitapta sıralanmış. Bunları doğru anlayıp, samimi olarak yaşayabilenlerin davranışları da bu iddianın şahidi. Gıpta ile bakıyorum onlara Sultanım. Bu prensiplere, az da olsa kulak verdiğimde yakaladığım mutluluğu tarif edemem. Aynı şeyi, bunlardan uzaklaştığımda yaşadığım azap için de söyleyebilirim. Senden bu konuda, sürekli dua istememin sebebi bundandır. Duanı eksik etme Sultanım.
(Devamı var)

ibrahim hocamın sözü burada bitmedi zannedersem yazı devam ediyordu da teknik bir hatadan dolayı bir bölümünü yayınlanmadıgibime geliyo. ben hocamın yazısının devamını merak ediyorum.site yetkilisine sesleniyorum bir hata varsa düzeltin lütfen
Yanlış anlamadıysam sadece önsayfadaki yazıyı kstediyorsanız hemen yazının altında - okuma, - yorum ekleyin , ve devamını oku seçenekleri var.Devamını oku butonuna tıklayarak yazının kalan kısmına ulaşabilirsiniz. Tekrar ediyorum yanlış anladıysam lütfen beni uyarın.
WeBmaster
__________
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







