JA slide show

‘Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak’

Diyor bir şair. ‘Yaşamanın cesaret istediğini fark edemezler. Onun içtin çok az insan yaşar. Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. ‘Diyerek hayatı bir nebze anladığını kulaklarımıza fısıldıyor başka birisi.

Geçenlerde bir ölüm haberi aldım bizim açımızdan doğal olmayan. Şimdilerde orta yaşa gelmiş veya geçmiş her birimizin hasret çektiği, acısıyla tatlısıyla da olsa gelsin diye arzu ettiğimiz hayatının baharından-gençliğinden- vazgeçmiş bir can. İntihar etmiş anlayacağınız. ‘ Kim bilir ne derdi vardı?’diye söyler her insan. Ama doğru soru belki de ‘Neden vazgeçti?’ diye olmalıydı. Niye böyle bir tercihe yöneldiklerinin genelde sebebini tahmin edebiliyorum. Özellikle gençler sevdiklerine, yakınlarına bir mesaj bir ders olsun diye intiharı düşünürler. Zanndelerki büyük bir ders vereceklerdir. Verdiklerini zannettikleri dersi bile göremezler. Onlar sadece yenilirler. Hem de kendilerine verilmiş tek sermayelerini yitirirler. Oysa sabretmeyi seçenler zamanın acıları silebilecek kabiliyette olduğunu görürler.

Hepimizin yaşama dair arzuları vardır. Ama hiç kimse arzularına tam anlamıyla ulaşamaz. Çünkü insanın ihtiyaç ve emelleri sınırsız olmasına karşın elinin ulaşabildiği alan yani elde ettiği kısım oldukça dardır. Beklentilerimizi belki de daha dar ve anlamlı seçmeliyiz. Mesela çok zengin olmayı dilemek yerine sıradan ve mutlu olmayı dileyebiliriz. Elimizdekinin kıymetinin farkına varırsak fazlasını elde ettiğimizde mutluluğumuz kat kat artacaktır. Küçük mutluluklara büyük anlamlar yüklemeliyiz. Çevrenizdeki canlıları gözlemlerseniz yavrularını veya bir uzuvlarını kaybettikleri halde yaşama sıkıca sarıldıklarını görürsünüz. Kuşların durmadan uçtuklarını, rüzgârın estiğini, güneşin ışığını hiç eksik etmediğinin farkına varın. Evet, hayat devam ediyor. Bu kâinatın bir kanunu olsa gerektir.

Dışarıya, gökyüzüne uzanın. Biraz durup zihninizi tamamen boşaltın. Hiçbir şey düşünmeyin yaşamdan başka. Hatta ‘yaşam’ kelimesini bile aklınızdan çıkarın. Sadece nefes alıp verişlerinizi hissedin ruhunuzda. O ekmekten, en güzel şaraptan bile daha leziz olan bir yudum nefesi, hayatı tadın. Belki o zaman yaşamın değerinin farkına varır ne tatlıymış hayat dersiniz. Bir kıssa:

Avrupa'nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.

Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve;"Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar" der.

Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar: "Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?"
Ressam cevap verir: "Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kisi bulabilirdim?..."

Sözün Özü: Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar. Hayat ise en kıymetli şeydir. (Oscar WILDE)

Ne olur cesareti elinizden bırakmayın. Her şeye ama her şeye rağmen güzeldir yaşamak.

Yahya OĞUZ

Yorumlar (2)Add Comment
0
m.ali
Şubat 23, 2010
78.191.152.216
aferin

Her bir paragrafı bir yerden toplamış.aferin nazım.

0
yılmaz is
Şubat 25, 2010
88.229.184.229
...

tebrik ederim cok güzel olmuş eline sağlık

Yorum yaz
 
  daha küçük | daha büyük
 

busy