| 30 Haziran 2009
Haziran ayı hasat zamanıdır. Şimdilerde hasat gelişen teknikler ve tarımda makineleşme sayesinde çok kolaylaştı. Eskiler bugün bizim soframıza gelen yiyecekleri kendi sofralarına getirebilmek için çok fazla emek ve çok fazla zaman harcıyorlardı..
Dedelerimizin, ninelerimizin babalarımızın, anlattıkları ve çocukluğumuzda müşahede ettiklerimizden aklımızda kaldığı kadarıyla ekinlerin ekilme mevsimiyle hasat mevsimi arasında uzun ve zorlu bir süreç mevcut idi.
İnsanlar tarlalarını, ekme mevsimi geldiğinde, hayvanları vasıtasıyla sürüyorlardı. Bir çift öküzü olan aile köy yaşamında avantajlı bir konum elde ediyordu. Sonraları yelpaze genişledi ve at, katır, eşek gibi hayvanlarda kullanılmaya başlandı çift sürme işinde. Köyde belli bir dönem bulunmuş olup ta kara saban ile ilgili anısı olmayan insan azdır doksanlı yıllar ve öncesi için. Ekinler toprağa atılır ve büyümesi beklenir, ekinlerin yeşillenmesi ile beraber kuzular tarlalara salınır, çocuklar tarlaları bir oyun alanı olarak yaşardı kuzularıyla beraber.Akşam ezanına doğru otlama biter küçük çobanlar ve kuzuları aheste aheste eve doğru yol alırlardı. Sözünü ettiğimiz yıllarda köyde bulunmuş insanlar için çocukluk anılarının kayda değer bir kısmı nisan yağmurlarının suladığı bu tarlalarda geçmiştir.
Otlar biraz daha büyüdüğünde artık otlatma yasağı başlardı ve köylüler zararlı otları ayıklamak için tarlalarına akın ederlerdi. Haziran bu süreçlerin en zoru olan hasadın yaşandığı mevsimdir ve haziranda aileler büyükleri çocukları ve hayvanlarıyla beraber günlerce tarlaları şenlik yerine çevirirlerdi. Sonsuz haziran gündüzleri güneş batmak bitmezdi.
Çocuklar bu üretim tarzının içinde aktif olarak rol alırdı, ailelerinin hububatları at ve eşeklerin üstünde (şahır ) köye harman yerine taşırlardı.
Uzakta olanlara köyden havadis var; şimdi hasat zamanı.
Abdurrahim Rençberoğlu

| < Önceki | Sonraki > |
|---|











