19 Temmuz 2008

Bunda başta eğitimciler olmak üzere gönüllü katkılarıyla köylünün de payı büyük olur.O zamanlar şu an gerçekleştirilmesi imkansız bir çalışma içine girerler.Çocukların başarısı için planlı bir çalışmanın olması gerektiğine inanan öğretmen,şahane bir okul aile birliği gerçekleştirir.Öğrenciler çalışma gruplarına bölünür.Günün belirli vakitlerinde her bir grup belirlenen bir evde toplanarak toplu halde ders çalışır.Bu grupların toplandıkları yerlerdeki çalışma performansları da denetim altına alınır.Grupları denetleme görevinin başına Hüseyin Abıd(Tezcan) getirilir.Bu fedakar amcamız akşamları fanusuyla Kinderip’in daracık ve karanlık sokaklarını yürüyerek bir bir grup evlerini dolaşır öğrencilerin çalışmasını burada kontrol ederdi.O zamanın zor şartlarında inanılmaz bir eğitim seferberliği…
Köylünün geçimini tarım ve hayvancılıktan sağladığı zamandır bu zamanlar.Çocuk bir hayvanları otlatmaya gider,bir hasada,bir oduna bir tarlaya gider ama okulunu ,eğitimini aksatmaz.Köylü gaz lambası ışığında ders çalışır,ödevini yapar,ama bu onu başarının izini sürmekten alıkoymaz.Ben onların daktilo yazısı gibi güzel ve düzgün yazılarını bilirim hayran kalırsınız.Ben onların ta o zamandan ezberleyip öğrendikleri bilgilerini bilirim.Bu zamanın öğrencisine sorsanız belki bilmez.Ben onların o zamanda eğitime verdikleri gönülleri bilirim.Bu zamanın bize sunulan sınırsızca imkanları arasında hem de tek işimiz okumak olmalığıyla beraber acaba onların performansını yakalayabiliyor muyuz.Onlara imkan sunulsaydı nelere yetmezdi ki başarıları.
1980li yıllar..Mekan Mahmut Tezcan’ın Ortaokul için tahsis edilen evidir.Burada eğitimin icra edildiği ilk yıllar.Şu an bile hafızalardan silinmemiş köyümüzdeki eğitimin önemli simaları vardır. Osman Hoca o zamanın orta okulu müdürüdür.Sertliğinin yanında merhameti de ağır basan , öğrencilerin sevgisini kazanmış bir kişiliktir.Titizliğiyle meşhurdur.Hebine kadar öğrencilerle gider gelir o halde bile ayakkabısı hala tertemizdir.Öğrencileri buna şaşırır.Yılmaz Hoca (AYAZ) vardır onu hangimiz tanımayız ki, O, köyde tam bir eğitim gönüllüsüdür.Çalışır didinir,bazen kızar,bazen sever.Ama hep, “köylü çocuk büyük adam olsun”un derdinde.Bazen boyunun azizliğine uğrar, öğrenciler arasında karışmışken öğrencilerinden biri arkadaşı zannedip omuzlarına atlar.Bazen de yine yanlışlıkla öğrencinin biri arkadan boynuna sarılır.Farkına varınca öğrenci utana sıkıla hocasının yüzüne bakar ve özür dilerken hocamın tatlı gülümsemesi yansır yüzüne.Semih Hoca vardır o zamanlar meşhur Gargur lakabıyla,öğrencileriyle yıldızları bir türlü barışmayan.Öğrencilerin hababamlığından en çok bu hocamız etkilenir.Haylaz öğrencilerin hocamıza yapmadıkları eziyet kalmaz.Bizim namı değer öğrenci Süleyman Mansız’ın kurusıkı tabancası Gargur’un kafasına dayanır ki, can havliyle hocamızın Sü Sü Süleyman yapma !deyişi o anın şahitlerince devamlı anlatılır.Tabi bu durum şaka da olsa köy adına eğitim neferine yapılan çok yanlış bir eylemdir.Bizler bunu kendimize yakıştırmıyoruz tabi.Bir Habil hoca vardır.Hababam’ın hakkından bir o gelir. Anılınca ismi bile öğrencileri titretir.Yoksa hocamız matematiği başka türlü nasıl öğretsin.
Biz onların hepsine minnet borçluyuz.Her biri faklı yerlerden geldi ,ama köylülerle iyi bütünleştiler,çok iyi kaynaştılar.Biz köy çocuklarına çok şey kazandırdılar.Köylünün derdi,dertleri ;mutluluğu ,mutlulukları olmuştu.Şu an her biri bir yerde,her biri ayrı bir telaş içinde olabilir,ama hepsinin bizim onları unutmadığımız gibi onların da bizi unutmadıklarını düşünüyorum.Şu an hayatta olan öğretmenlerimize Allah’tan hayırlı uzun ömürler,ahirete intikal edenlerine de Allahtan rahmet dileriz.
İsmail Serhan

| < Önceki | Sonraki > |
|---|







