JA slide show

 

Kışın sert ve soğuk günlerinin köy sakinleri için özel bir yeri vardır. Karınca misali kış mevsimine kadar harıl harıl çalışırlardı. Baharda çift sürme, bağ budama ,ot toplama (ıyede, heşiş), yazda hasat hayvanları otlatma, harman kaldırma daha sonra da kuru üzüm, pestil yapımı derken yorucu geçen günlerin karşılığında köylü için artık sefa sürme vakti gelip çatmıştır.

Köylüm sonbahara doğru kestiği odunuyla sobasının etrafında kışını geçirme gayretindedir. Ah o odun sobası vardı ya.  Geçen seneler onu bize unutturmaya başladı bile. Şu zamanda kömür sobalarıyla, kaloriferle ısınan bizler daha iyi ısınmamıza karşın odun sobasının verdiği o otantik havayı maalesef yaşamıyoruz. Bu gün köyde çok az kişinin evinde odun sobası bulunuyor. Köye giderken odun sobasıyla karşılaştığımızda eminim çoğumuz eski anıların bize çok hoş duygular yaşatıyordur. Nitekim geçen günlerde bir akrabamın ziyaretine gittiğimde biraz daha modern ama hala odun sobası kullandıklarını görünce birden hatıralarımı canlandırdı. Sabah ezanıyla uyandığında babamın annemi uyandırdıktan sonra camiye gidişi. Annemin öncelikle getirdiği çalı çırpıyla odun sobasını yakmaya çalışması, huşu içinde kıldığı namazdan sonra sobada mercimek çorbasını pişirişi. Ah neydi o çorba be. Sade yapılırdı ama çok lezzetliydi. Güneş doğarken babam da namazdan dönmüş olurdu. Amcamın ona Beyrut’tan getirdiği kalın camlı iri gözlüklerini takıp rahle niyetine yastığını önüne koyar tatlı bir sesle Kuran’ı tilavet ederdi. Bizler kulağımızda ve de gönlümüzde terennüm eden Allah’ın kelamıyla gözlerimizi açardık. Kuran içimizi, yanan odun sobası da dışımızı ısıtırdı. Tabi bu arada çorba'nın odayı dolduran mis kokusu burnunuzda tüterdi. Babam yeri geldiğinde anneme okuduğu yerden tefsir ederdi ki bu sayede Kuran’da geçen peygamber kıssaları böylesi sabahlardan dimağıma nakşolunmuştu. Bu arada çorba pişmiş sofra da kurulmuştur. Çorbacılar ile çaycılar diye iki gruba ayrılırdık. Büyükler çorbayı daha çok tercih ederdi. Biz yeni nesil ise çayı tercih ederdik ama çorbanın yanında soğanlar kırıldı mı, çorbaya meylederdik bir anda.

Kış günlerinde kar yağışı biz çocukları inanılmaz derecede mutlu ederdi. Sabah uyanınca gözlerimizi açar açmaz pencereye yönelip karın yağıp yağmadığını yoklardık. Karın çok yağmasını dilerdik. Bu, büyüklerimizi oldukça üzerdi ama bizim için okulların tatil edileceği ve onlarca oyun çeşidi oynayacağımız anlamına gelirdi. Uzun kış geceleri ev ziyaretleri olmasa bitmek bilmeyecekti. Her evde televizyon olmadığı için televizyonu olanların evlerine giderdik. Elektrikler sık sık kesilirdi. Başlardık elektriği kesenlere sövmeye. Gaz lambaları vardı. Kısık tutardık. Elektrikler gelince de biz çocuklar üfleye üfleye söndürmeye yarışırdık. Yakıtını merhum Hacci İsmail Fırhan’dan almak için akşamüstü kuyrukta sıramızı beklerdik.. Mangal vardı o zamanlar . Sobadan içine közler doldurularak başucumuza koyup üzerinde ısınırdık. Ara sıra da palamutları közlerinin arasına doldururduk. Kış gecelerinde misafire ikram olarak çay, kış karpuzu, kuru üzüm ve pestil, palamut en yaygın çeşitleriydi. O zamanlar şimdilerde yemeye iştahımızın olmadığı meyve çeşitleri herkesin sofrasında bulunmazdı. Anlayacağınız köylüm  için lükse kaçardı. Çerez olarak da kışın köylümün kendi imalatı olan karpuz çekirdeği tüketilirdi.

Evet; Bir başkadır köyüm. Bir başkadır kışları yazları köyümün. Her zaman bir başka olur biz bir başka olursak. Birbirimizi seversek, birlikte olursak bir başka oluruz.

 

İsmail Serhan

Yorumlar (2)Add Comment
0
ismail abit
Aralık 21, 2009
78.187.88.222
...

Çocukluğumu yaşadım anlatışlarında.yaşadım o eski ve geri gelmeyecek günleri.yaşadım bi daha tekrarı olmayan o güzel ylları. yaşadım bir daha yaşanması çok zor müşevveşe kokan odamızın ıssız karanlığında uyanmayı,yaşadım karanlık ,uzun ve soğuk ama anneanne babaanne veya ebeveynlerimizin sımsıcak anlatımlrıyla ,bilmeceleri (hızzora),tekerlemeleri ve oyunları ile ısınan gecelerimizi...
Ellerimden tutup beni çocukluğuma götürdün ya , eyvallah kardeşim, sağolasın , yüreğine ve ağzına sağlık...

0
hammed
Şubat 09, 2010
194.27.146.1
...

amca demek o eski günleri özledin valla müşevveşe ve hızzoralar güzeldi şimdi müşevveşe yapıyoruz öyle güzel olmuyor hızzoralar yapıyoruz onlarda güzel olmuyor
ama o güzelim köyde her şey iyiydi o çocukluk günleri çok güzeldi kinderipi (bir zamanlar küçük paris) hiçbir yere değişmem

Yorum yaz
 
  daha küçük | daha büyük
 

busy