JA slide show

İnsanoğluna yaşanacak mekan anlamında doğup büyüdüğü yer olan memleketi kadar hiçbir yer tatlı ve cazip gelmez.Bu insan fıtratında var olan bir dürtü çeşididir.Nerde yaşarsa yaşasın bu, isterse en rahat,en   lüks,en modern bir mekan da olsun onun memlekete olan tutkusunu,özlemini bir an olsun bastıramaz.

Nitekim bunu en iyi gurbetteki dostlarımız, hemşehrilerimiz bilir.“Bülbül'ü altın bir kafese koymuşlar, o yine de vatanım vatanım demiş” darbı meseli bunu en iyi şekilde anlatır. Hele de doğup büyüdüğü yer birincil ilişlilerin hakim olduğu, herkesin birbirini tanıdığı, sevgilerin, dostlukların  dolupta sığamadığı köylerin daracık ama bir taraftan da uçsuz bucaksız, “bu dağlar, bu tarlalar, bu gökyüzü benim” diyebileceğimiz mekanlarında yaşanan hayatın tadı bir başka olur.

Ama şu da var ki mekanları zihinlerde ölümsüz kılan şey içinde yaşanılan hatıralardır. Hatıraları unutulmaz yapan da bizim için o an önemli gördüğümüz simalardır. Gelin de hep beraber hatıralarımızın mekanı olan Söğütlümüzün,hatıralarımızı unutulmaz yapan o değerli simalarımızı ve onların katıksız katışıksız eski yaşamlarını hep beraber yad edelim.

Ulucami önü, bütün yaşlılarımızın vazgeçilmez mekanıydı.Onlar ikindi namazına muteakip taştan,betondan oturaklarda sıra sıra oturur,hava kararıncaya kadar koyu muhabbet ederlerdi.Onların çoğu vefat etmiştir şimdi.Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun.Onlardan hayatta olan çok az vardır.Rahmetli Hacı Ali Erdal(Hemdé),H. Ali oğuz(Sırhané),Şeyho Aydoğdu (Şıhhati),H.Abdullah Bektaş (Heno), İbrahim Yenigün (Bıro gavvo), Şeho Nımış, Hamit Çiko, H.İsa Aygur,H.İbrahim Aygur(Bıro İse),Hısne ve daha niceleri.Bu muhterem zatlar cami önü müdavimleriydi.Çoğunun yüreği temiz, gönlü, ruhu güzel insanlardı.Ve köyümüzün klasik esnafı vardı.Çoğumuzun aşina olduğu H.İsmail Fırhan Allah rahmet eylesin, Hemmed Cıdé, Ammo Cemil,Halef Emino bi süreliğine de Davut Atille (Henmidé) Allah rahmet eylesin…Hemmed Cıdé, köye telefon gelmeden önce köylülerimizin gurbetteki dost ve akrabalarıyla mektupla haberleştikleri zamanlarda postahane fonksiyonu da icra ederdi.Pazartesi ve perşembe günleri köylü,dükanının önünde toplanır, mektupları gelen isimleri okuyan kişiye sessizce kulak verip büyük bir özlemle isminin okunmasını beklerdi.Mektubu gelen, büyük bir sevinçle mektubunu kapıp evin yolunu tutardı.Beklediği mektubu gelmeyenlerin ise merak dolu bakışları hazin bakışlara döner;“bu gün de mektubu gelmedi,belki haftaya gelir inşallah’’deyip kendini teselli eder ve üzgün bir şekilde oradan ayrılırdı.Biz küçüklerse kedinin kasaba baktığı gibi,sahibi hazır olmayan bir mektup çıkarda onu kapıp sahibine götüreyim ve onlardan müjdemi isteyeyim umuduyla orada hep hazır olurduk.Mektup sahibi hele okuma yazma bilmiyor olsa ona okuyup Arapça’ya tercüme ederdik yeni öğrendiğimiz zayıf Türkçemizle.Bu sayede hediyemiz ikiye katlanırdı. Mektubu kırık dökük okusak ve tercüme etsek de dinleyenler bizi sabırla dinlerlerdi.Hele de simalarında parıldayan o endişe, özlem,merak,karışımı duygu yansıması yok mu hafızamdan hiç silinmez.

Köyün tek telefon hattı Hammed Cıde‘nin bakkal dükanında vardı.Bizler o zamanlar telefonu ilkokul kitaplarımızdan tanırdık.Bir kez olsun telefonla konuşmak bizim için bir uzay aracına binip gezegenleri dolaşmak kadar cazip ve imkansızdı.Çok iyi hatırlıyorum;Ben  ilkokul 3.sınıftayken her zaman takdirle ve saygıyla bahsettiğim Orhan SARITAÇ Hocamız vardı.Bizi Hemmed Cıdenin dükkanının önüne götürüp güya telefonla ilk defa bizi tanıştıracaktı.Sağ olsun bu ince ve değerli düşüncesini icra edemedi.

Hepimizin daracık dükkana sığmamız imkansızdı.Sığsak da Hemmed Cıde’nin buna müsadesi olmazdı zaten.Bu yüzden gurbetteki amcasının telefon numarasını bilen bir arkadaşımız girecek,bize acayip gelen telefonla görüşme işine şahit olacak ve bunu bize anlatacaktı.Telefonla görüşmeyi o gün gerçekleştirmediysek de bizler o heyecanı yaşadık ya.O heyecan her şeyden daha güzeldi.Sana her zaman minnettarız Orhan öğretmenim.Şuan nerede olduğunu bilmiyorum ama her zaman olduğu gibi  en güzel duyguları bize yaşatmak için ne fedakarlıklar yaptığını ve de çok iyi bir öğretmen olduğunu ben sonrasında daha iyi anladım.Şu an seni burada yad ederken sana teşekkür etmeyi kendime borç biliyorum.

İşte bize“hey gidi günler ”dedirten bu duygulardı.Bugün bizi biz yapan,geçmişimize özlemle baktıran bu duygulardı.Bu güzel köyün o güzel eski yaşantısıydı.Bu güzel köyümün saf ve berrak yürekleriydi  bu satırları en derin duygularla bu sayfalara döktüren.O zamana ve içindeki insanlarına selam olsun.

İsmail Serhan

Yorumlar (0)Add Comment
Yorum yaz
 
  daha küçük | daha büyük
 

busy