JA slide show

Atasözlerini şöyle tanımlayabiliriz :

“Atalarımızın uzun yaşam deneylerinden sağduyusuyla bulup çıkardığı yargılarını bilgece düşünce ya da öğüt olarak kurallaştıran, güzel ve özel söyleyişiyle kalıplaşıp kesinleşen, söyleyeni belli olmayan özlü sözlere atasözü denir.Yazılı anlatımda atasözleri birer anlatım gereci olarak kullanılır.Kimi zaman bir düşünce bir atasözüyle açıklanır, kimi zaman da atasözü bir açıklama konusu yapılır. Buradan şu yargıya varabiliriz: Atasözlerimizin hem konuşma hem de yazı dilinde geniş bir kullanımı vardır. Atasözleri bize iyiyi, güzeli, doğruyu yapmayı; kötüden, güzel olmayandan, yanlışlık yapmaktan kaçınmayı öğütler; yol gösterir, yardımcı olurlar.Atasözleriyle ilgili bu kısa açıklamadan sonra esas konumuza geçebiliriz.Mıhellemîler¹,

Mardin, Midyat, Nusaybin, Savur, Ömerli, Gercüş, Merkez ve civarında yaşayan ama ağırlıklı olarak, Midyat Merkez ve çevresinde bulunan yerleşim birimleri olan Acırlı (Dêrzbine²), Mercimekli (Hapsınas), Gelinkaya (Kefırhuvar), Söğütlü (Kındêrîp), Düzoba (Riş), Yolağzı (Dêrındıp), Kayapınar (‘ınkaf³),Yolbaşı (Kefır‘ılleb), Estel gibi köy ve beldelerde yaşayan, Adnanilere mensup Ben-î Hilal kabilesindendirler.

Mıhellemîler’in, Midyat Merkez ve çevresinden sonra en yoğun olarak yaşadıkları başka bir yer ise Kamışlı (Suriye) ve civarıdır.Mıhellemice Arapçanın bir lehçesi kabul edilir. (Andrews:1992: 212) Mıhellemîce, Süryanice, Farsça, Osmanlıca, Kürtçe ve son dönemlerde de Türkçe’den oldukça etkilenmiş, az da olsa bu dilleri etkilemiştir.Bu realiteler göz önünde bulundurularak, Mıhellemîlerin kendilerine ait “darb-ı emsal” veya “eqval” dedikleri atasözü, deyim ve özdeyişler vardır. Ayrıca yine kendilerine ait farklı isimlerle adlandırılan ninni, mani, tekerleme, bilmece, dilek/dua ve bedduaları vardır.

Araştırma konusu ağırlıklı olarak atasözleri olduğundan makaledeki payesi de o oranda fazla olacaktır. Sözü edilen diğer sözlü edebiyat öğelerinden birer, ikişer örnekle iktifa edilecektir.Mıhellemîlerle ilgili yazılı ve sözlü kaynakların yok denecek kadar az olması nedeniyle ve bu konuda “bilinen ilk Mıhellemîce yazılı çalışma” olması hasebiyle, çok zorluklarla karşılaşılmasına rağmen birebir görüşme yoluyla, azim, gayret, sabır ve sebat sonucu 2000 (ikibin)’in üzerinde atösözü, özdeyiş, deyim, ninni, mani, tekerleme, bilmece, dilek/dua ve beddua: tarih, kültür ve mazinin derinliklerinden çıkartılıp, 21. asrın bilim, kültür ve edebiyat dünyasına kazandırılmıştır.

Hemen belirtmeliyim ki bu araştırma Kamışlı dahil Mıhellemîlerin yaşadığı tüm coğrafyalar gezilerek toplanıp derlenmiştir.Buyrun hep birlikte “Mıhellemîlerin sözlü edebiyat” sofrasına oturup kalbimize, ruhumuza, zihnimize ve diğer hassalarımıza lazım gelen gıdalardan alıp lezzetlenelim.2- ê - Bu harf “e” ve “ı” arası bir ses verir ve daima uzun okunur.3- ‘ - Arapçadaki “ ع” harfine karşılık gelir.4- Q q - Genizden gelen kalın bir “K” sesi verir, Arapçada “ ق” harfine karşılık gelir.

Atasözleri :

“Rah ıllıgbir za‘ ıttedbir.” (Büyük gitti,tedbirde gitti) bir aileyi aile yapan,bir köyü köy,bir ülkeyi ülke yapan onun ileri görüşlü büyükleridir. Onlar gidince o ileri görüşlülüğü beraberlerinde götürdülerse tedbir de gitti demektir. Değerli idarecilerimizin kıymetini bilmek anlamındadır.

“Le heniyıt ıl beled, tikun ħekımu¹ veled.” (İdarecisi çocuk hevasatlı olan, memleket iflah olmaz.)

“ ‘amar u ‘elle, rah u ĥelle²(Bina yaptı yükseltti, başkasına bıraktı gitti.) sadece yapılan iyiliğin insanın yanına ebediyyen kâr kalacağını vurgulamak için söylenmiş, bir atasözü.

“Zaman ıl evvel, ıt ħevvel” (Eski zaman göç etti gitti.) Vurgulanmak istenen: Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal...

“ıl berd derd, u defe ‘efe” (Soğuk derttir, sıcak afiyettir.) hastalıkların kış ayında daha çok vuku bulduğunu, yaz ayında ise azaldığını vurgular.

“Tısaħab ‘el ne‘ce, bışen tırabbî ıl ĥaruf.” (Koyuna iyi bak ki kuzusu semiz olsun.) Çocuğa iyi bak ki geleceği temiz olsun.

“Lı fiyu aha mo yınsehe” (Kişi alışkanlıklarından vazgeçmez, huylu huyundan vazgeçmez.)

“Zeyyın ıl ‘ud ti‘ud, fellıtu tika‘ imut” (Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.)

“ıl ħitan lıhın zen” (Duvarın kulağı vardır.) Konuşurken ortama dikkkat edilmesi gerektiğini ifade eder.

“Tasêy karra ıççengır” (Tas bir kez dahi yere düşse ses çıkarır.) Yani insanın adı bir kez çıktı mı, ona olan güven bir daha geri gelmez.

“Hey ıl ‘ecin kısir ticır may” (Bu hamur çok su götürür.)

“Ente ğel u tıtlıb şî reĥeys” (Sen çok değerlisin, değersiz bir şey istiyorsun.) İhtiyaç sahibi biri senden, sende var olan bir şey istersen de nezaketen ihtiyaç sahibinin değerli olduğunu hissettirmek için: Senin gibi değerli biri böyle ucuz birşey ister baş göz üstüne, anlamında kullanılan veciz bir atasözü.

“Êze ekelte rahıt, u êze ta‘amta feħıt” (Yersen biter, dağıtırsan tezayüd eder.) İhtiyaç sahiplerine vermeyi teşvik için söylenmiş güzel bir söz.

Dipnot :

1- ħ - Gırtlaktan çıkan kan “h” sesi, Arapçadaki " ح” sesinin karşılığıdır. 2- ĥ - İnglizcedeki “kh” Arapçadaki “ خ ” sesine tekabul eder. 3- v - Arapçada’ki “ و ” veya İngilizce’deki “w” sesine karşılıktır.

.“Meldöğ ıl ħeyyê, ifze‘ mın cırren ıl ħebıl” (Yılan tarafından sokulan halatı çekmekten korkar.)

“ıl ĥellef me met” (Halef bırakan ölmez: ölmek istemeyen ölmez bir eser bıraksın.)

“ıl feqir melu refiq, ıl vakı‘ melu sediq” (Fakirin ve düşenin dostu olmaz.)

“Il veled fêkıt ıl beytvê” (Çocuk evin meyvesidir neşesidir.)

“Lı lıhu mel, iser ĥel” (Malı olan dayı olur.)

“Lı sereq, rohu hereq” (Çalan kendini yakar.)

“Qaza ħelu, nısi ĥelu” (İşini gördükten sonra dayısını unuttu.)

“Eklıl ĥefif, nadif” ( Hafif yemek sıhhattir.)

“Mel ıl ħıkumê, keme melıl yıtemêvê” (Devlet malı yemek, yetim malı yemek gibidir)

“Lı yıc bele siyeħ, yık‘ed bele bısat” (Davetsiz gelen yersiz kalır.)

Sendöq, eyş fî, fı vıstık medböq” (Kapalı sandığın içinde ne olduğunu kimse bilmediği gibi; insanın içinde de ne olduğu bilinmez.)

ıl ehıl bı ehlu, vıl ğerip ‘ele mehlu” (Yakınlarımızın kıymetini bilmek gerek, canlarımız yakın akrabalarımız, yakın dostlarımız diğer insanlardan farklı olarak özel bir ilgiyi gerektirirler.)

“Ĥat ıl e‘vec mın savr ıllıgbirvê” (Eğri hat büyük öküzündür.) Balık baştan kokar, atasözüyle eş anlamlıdır.

“Iştığıl bı qırş, u ıhsıb ıl battal” (Bir kuruşa çalış, işsizi kıyas et.) Bir kuruşluk işte çalış bunu küçümseme, daha iyisini buluncaya kadar kendini işsizle, bir kuruş kazanmayanla kıyas et kârda olduğunu göreceksin.

“Lı mo yekıl basal, mo yekıl ‘esel” (Soğan yemeyen, bal da yiyemez.) Her nimetin bir külfeti olacaktır. Gününde soğan yemeyen bal da yiyemeyecektir. Emek sarf edilmeden elde edilen nimetlerin değeri takdir edilmezse eninde sonunda elden çıkacaktır.

“Irreĥês ğel, u ıl ğel reĥês” (Pahalı ucuz, ucuz pahalı olur.) Atasözü kalite ve sağlamlığın önemini vurgular.

“ ‘ız ıl kelb, lıĥatır saħıbu” (Sahibi hatırına ite ikram et.) Şahsınıza yapılan yanlışlıklar için eman dileyen büyükler kırılmamalıdır. Evinize gelen değerli insanların hatırına beraberinde gelen, sevmediğiniz insanlara tahammül edilmelidir. Hatta eşinizin yakınlarından gelebilecek olumsuzluklara yine eşinizin hatırı için tahammül edilmelidir, gibi anlamlara gelmektedir.

“Yevm bı yevm, urrızq ‘el Allah” (Gün be gün geçin, rızık Allah’tandır.) Umudunu kaybedenin kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. Mütevekkil bir anlayıştır. Fakat tembelliği değil, çabalarsa her zaman bir çıkış yolu bulabileceğini gösterir.

“Lî rabbî cemel ti ‘ellî beb daru” (Deve yetiştiren avlu kapısını yüksek tutmalıdır.) Bir işe karar veren onun icaplarını yerine getirmelidir.

.“Qalbi ‘ele veledi, u qalb veledi ‘el ħacar” (Ebeveynin çocuk yetiştirmede, büyütmede, korumada ihtimamlı, sevecen ve fedakar olmalarına karşın evladın ebeveyne aynı duygu ve fedakarlıkta bulunmadığını dile getirir.)

“ıl nısêl me qıddemu ‘eqebê” (Dilin önünde engel yoktur) Yani dilde kemik olmadığından ve önünde engel bulunmadığından dil iyiyi de, kötüyü de herşeyi söyleyebilir.

“Mel ıl ĥesis, îroħ fatis” (Cimrinin malı pisipisine gider)

“Kıttayr fı rabyıtu îsêħ” (Her keklik kendi dağında öter)

“ıl kesel moyta‘ım ‘esel” (Tembellik bal yedirmez)

“ıl puz mo yınqıtı‘ mıl vıc” (Burun yüzden ayrılmaz) Et tırnaktan ayrılmaz anlamındadır.

“lı yıstıħî, yınmıħî” (Bu zamanda girişken olmayıp pasif kalan imha olur, silinir)

“Sıd ıl beb bıttaħa u nem bırraħa” (Kapıyı emniyetli kapat, sabaha kadar rahat yat)

“Tâmora mo tıbqa matmora” (Gizlenen şey, hiç bir zaman daima, gizli kalmaz)

“ıl verdê ıtĥellıf şevkê, uşşevkê ıtĥellıf verdê” (Gülden diken, dikenden gül olur.) Herşey durağan devam etmez, iyiden kötü, kötüden iyi doğabilir.

“Kun sediq me‘ Rabbık, ul e‘vec tiqeffi ‘emelu” (Sen Allah’a karşı dürüst ol, üzerine düşeni yap, kötü kişiye gelince: O ettiğini bulacaktır.)

Özdeyişler :

“ıl bınt keme ıl ziyarayê” (Kız kısmı ziyaret gibidir: Çok gelip gideni, isteyeni olur, ayrıca kutsal ziyarete benzetilir. Bundan dolayı aleyhlerinde konuşup iftira atma, mutlaka çarpılır, belanı bulursun, anlamına da gelir.)

“ıl menfe‘e li ħıtta fı mıĥĥu ıdzağırru, li ħıtta teħt sequtıgabırru” (Menfaati kafasında taşıyan alçalır, menfaati ayağının altına alan yükselir)

Mın şeq, verdê, tıkfe” (Bir daldan bir gül yeter.) Bir evden bir gelin almak yeter anlamında kullanıldığı gibi, kanaatkar olunması gerektiğini de vurgular.

“Î lı ‘arafna roħna, qazayna ‘ımırna” (Kendimizi tanıyana kadar, ömrümüz geçti bitti) Yani neyin ne olduğunu öğrenene kadar hayat sermayemiz tükendi.

Sosyal Deyim :

“Vır ıccarra dengıre lı barra” (Hem “boşver” hem de “bir kulaktan girer ötekinden çıkar” anlamında kullanılır.)

“Eyş şığıl ısse‘leb fıssöq” (Tilkinin çarşıda ne işi var?) Yani onu hemen avlayı verirler.

 

Yorumlar (1)Add Comment
0
hammed
Şubat 09, 2010
194.27.146.1
...

valla tebrik ediyorum sizi elinize ağzınıza sağlık gerçekten güzel olmuş bu tür çalışmalar arapçamızı unutmamıza engel olur devamını bekliyoruz

Yorum yaz
 
  daha küçük | daha büyük
 

busy