| 30 Mayıs 2009
Mardin Bilge Köyünde 44 ölüm , yeri göğü inleten ağıtlar ve feryatlarla sonlanan hunharca katliamın ardından, yine eğitim dercesine baktı gözler ...Eğitimin ahlaki öğretisinden mahrum kalanların vahşi birer hayvan gibi hayata kast etmelerine tarihte bizler ilk defa şahit olmuyoruz .. Bi’ri Maune, Ashabı reci , Halepçe, Hama ve daha niceleri. Bu iş ne zaman, kimin tarafından , ne sebeple yapılmış, hiçbir önemi yok. Bunun temelinde hep aynı sebepler yatıyor. Cehalet cehalet, cehalet… Mevlana Celalettin er Rumi derki: “Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır”.Hz Ali de :”Hiçbir acı cehaletten daha fazla zahmet verici değildir” diyor. Bazıları kalkıp ta haklı olarak diye bilir ki: Kardeşim cehalet diyorsun da batının okul basıp çocukları kurşuna dizen canilerini, üniversite bitirmiş seri katillerini ne diyeceksin? İşte asıl sorun burada. Eğer eğitim dediğimiz şey insanları hayata ve zi-hayata duyarlı, munis birer fert haline getirmiyorsa bunda asıl suçlu tabi ki eğitimin bize yutturulan içi boş sadece Meteryalizm’e hizmet eden yüzüdür. Eğitim, insanın sosyal hayattaki temel taşları olan ahlak ve vicdanına olumlu yönde şekil veremiyorsa onda bir eksikliliğin var olduğunu bir zahmet kabul edelim artık. Eğitimdeki bu mevcut eksikliğin bir alimin deyimiyle Rabbani terbiyenin müfredatı olan Kur’an ışığıyla giderilmesi gerekir. Ama gel gör ki bazı çevrelerin “Çağdaş Eğitim”çabaları ve çağdaş eğitim derken ki kasıtları düşündürücüdür. Şöyle ki; Çağdaş eğitimden kastınız nedir? diye onlara sorulduğunda, “dinin gölgesinden kurtulmuş eğitim” diye cevap veriyorlar..İnsanlığı cehaletten kurtarıp insanlığa medeniyeti öğreten, hoşgörüyü ilerlemeyi tavsiye eden İslamiyet’in kendisi değil mi?. Küttab adı verilen ilköğretim mekteplerinin sahabe döneminde ortaya çıktığını bunlar bilmiyor ki. Kurtuba’da ilk üniversitenin Müslümanlar tarafından tesis edildiğini de mi bilmiyorlar. Ama hiç kuşkumuz olmasın ki dinimizin okumayı, hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı, merhameti öğreten öğretileri sonsuza kadar hükmünü sürdürecektir. , “Ben muallim olarak gönderildim."sözünün sahibi Hz.Muhammed-(sav)“cahiliye” adı verilen bir dönemin ümmi insanları arasından, en saf haliyle bilgiyi alan, üreten ve başkalarına aktaran bir toplum inşa etmiştir. Bu bilgi ahlaktan neş’ettiği için ve hayatın ta içinden süzüldüğü için hayatın özü ve yol haritası hükmünde olup her zaman böyle kalacaktır.
Toplumumuzda okur yazar olmamak veya çok az okumuş yazmış olmak cahillik tanımlaması ile karşılık bula gelmiştir. Cehaleti ümmilik sanarak, mütedeyyin insanları okul düşmanı sanan mesnetsiz bir öğretim mantığıyla yola çıkanlar büyük bir yanılgı içerisindedirler. Siz cehaletle mi savaşıyorsunuz buyurun. Ama okuma yazma öğretirken de insanlara biraz sevgi, ahlak,dürüstlük te öğretin ki yarın öbür gün eğitimli anarşistler,katiller başımıza türemesin.
Asıl sorun bence eğitim anlayışından ahlak ve vicdani öğretilerin dışlanmasıdır. Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim diyen bir önderin en azından bu sözüne saygı duyulması lazım değil mi?.Bu milletin kurtuluşu ancak yüce yaratıcının bize sunduğu ahlak kurallarının toplumda tesis edilmesiyle mümkündür. ”Beni Rabbim te’dip etti ve te’dibimi en güzel bir sekilde gerçeklestirdi diyen o güzel elçinin yetişme tarzını özümseyip hayatımızda uygulayarak asrımızı asr-ı saadete çevirebiliriz.

| Sonraki > |
|---|










