| 26 Nisan 2009
Beyrut bazılarına gidişi olup dönüşü olmayandı. 70’li yıllara doğru meydana çıkan çetin iç savaşlarla virane olan Beyrut’ta tabi ki köylülerimiz de bu yıkımdan fazlasıyla nasibini almıştı. Kaçanın da kalanın da etkilenmekten kurtulamadığı bu savaş yıllarında nice anaların gözyaşları dinmek bilmedi.
Bir çok köylümüz bu savaşta hayatını kaybetti. Bazıları da kayboldu ki bu zamana kadar bunlardan haber alınamadı. Bazılarının hiçbir günahı yokken hergün geçtiği sokakta ‘kanas’ın hedefi olmuş, bazısı roket saldırısında bazısı da inandığı yol uğrunda savaşarak onuruyla hayatını feda etmiştir. Allah mekanlarını cennet eylesin.
Savaştan kaçıp kendi vatanlarına dönüş yapan köylüler için zor günler devam edecekti. Beyrut’un yaşam tarzına alışanlar için köy hayatına yeniden intibak haliyle zor olacaktı. İş alanları değişecektir ve zamanla bakacaklar ki orada kazandıkları parayla köyde yatırım amacıyla satın aldıkları tarlalar değer kaybedecek , bunları işletseler dahi eski verimi alamayacakları için ellerine fazla bir şey geçmeyecektir. Bunlar tekrar ya Beyrut’a ya da Türkiye’nin iş alanına sahip diğer şehirlerine göç edeceklerdir.Çocukları Beyrut’ta terk etmek zorunda kaldıkları okullarına yaşları ilerlemesine rağmen köyde okula sıfırdan devam edeceklerdi. Bunlar Türkçe bilmedikleri için de bocalayacaklardır.
Köyümüzün sosyal kültürel alanda olumlu yönde değişim yaşamasında Beyrut’tan dönen gurbetçilerimizin payı büyüktür. Bunlar şehir hayatından kaptıkları yaşam tarzlarını kendileriyle beraber köye taşıyınca insanlarımızın medenileşmesine yönelik hızlı bir değişim başlattılar. Temizlikte öz bakımda gelişmeler yaşandı. Dil alanında da aynı doğrultuda bir değişim söz konusu. Beyrut arapçasından etkilenen mihelmice arapçamız yeni versiyonuyla(!) artık civar köylerin de ilgi alanı haline gelmişti. Kullanılan eşyalar değişmiş teknolojik, iletişim araçları köyümüze bu sayede ilk defa gelmeye başlamıştır. Gurbetçilerle birlikte ilk defa televizyon gelmiş, hatta Türkiye’de o zamanlar çok yaygın olmayan renkli televizyonun köyümüze ilk defa bir akrabam tarafından getirildiğine tanık oldum. Antensiz açtığımızda renkli karıncaların içinde olduğunu düşünmüştüm çocuk aklımla. Imseclé dediğimiz kasetçaları, pıresto dedikleri düdüklü tenceresini, mutfak eşyalarını, plastikten oyuncakları , ufacık süslü püslü kahve bardaklarını, kahveyi, ve de ‘mınekiş’ , ‘ful’ yemeklerini biz onlarla tanıdık.
Aydınlanma ve fikirsel anlamında da aynı şeyleri söylemek mümkün. Beyrut’un kozmopolitik yapısından kaynaklanan düşünsel farklılıklarından etkilenen gurbetçiler değişik düşüncelerin köyde ortaya çıkmasını sağladılar. Daha önceki inançlarına yakın gördükleri Beyrut kaynaklı fikirlerinin köyde yerleşmesine yönelik çalışmalar yapanlar da olmuştur. Hatta bazı çevreler için köyümüz zannımca Türkiye’deki çalışmalarının başlangıç noktası olmuştur. Bu yüzden köylülerimiz değişik kesimleri tanıma, birbirleriyle mukayese etme olanağını bulmuştur. Bu, bazen kişilerin kendilerine bir yol seçmesini ya da kişilerde kafa karışıklığı oluşmasını beraberinde getirmiştir.
İsmail SERHAN

| < Önceki | Sonraki > |
|---|










