| 18 Nisan 2009
Bu yazıyı lütfen sıradan bir yazı gibi görmeden dikkatlice okuyup düşününüz. Bir anne ve baba için acaba en zor şey nedir? Tabii ki anne baba denince insanın aklına hemen çocukları gelir. Bir anne ve baba düşünün. Henüz yeni evlenmişler. Övünecekleri, bağırlarına basabilecekleri bir evlat hasreti içindeler.
Ve bir gün o sevinçli haberi alırlar. Hayatlarının bir nevi amacı olan yavruları olacaktır. Beklenen vuslat olur ve çocuk doğar. İlk başlarda bütün bebeklerden farkı olmayan o çocuk zaman geçmesine rağmen o gelişim evrelerinden birinde takılır. Nihayetinde doktorlar çocuğun zihinsel özürlü olduğunu söylerler. Acaba bundan daha zor bir durum var mıdır o anne- baba için? Belki daha gebeliğin ilk aylarında bu teşhis konmuştur da anne ve baba inanmamış, sağlıklı çocuk ümitlerinden vazgeçememişlerdir. Ve ebeveyni maalesef teşhisten sonra bile bu gerçeği kabullenemezler.
Hepimizin ailesinde veya akrabalarında mutlaka bir özürlü vardır. Özür denince aklınıza sadece zihinsel özür gelmesin. Sakatlık, körlük, sağırlık vb… daha birçok özür sıralanabilir. Ama sadece bunlar değil. Böbrek yetmezliği, kalp rahatsızlığı, şaşılık, göz bozuklukları, kanser ve daha birçok hastalığın başlıca sebebi akraba evliliğidir. İnsanlar anne ve babalarının ve hatta kırk ceddine kadar olan atalarının genlerini taşırlar. Atalarında hangi hastalıklar varsa kişide de o hastalıkların çıkma olasılığı yüksektir. Yakın çevrenizi düşünün. Özellikle bazı sülalelerle özdeşleşen hastalıkları hatırlayın. Mutlaka o hastalıklar çıkacak diye bir şart elbette ki yoktur. Ama akraba evliliği bir kumar gibidir. Akraba olmasa bile hem annenin hem babanın genlerinde o hastalık varsa yine bu hastalığın çocukta oluşma oranı yüksektir. Ama akrabaların genleri birbirine daha fazla benzer. Şöyle bir şey söylenebilir:’’ Birbirini sevmiş iki genç akrabaysa evlenmesin mi ? ‘’ Tabii ki evlensin. Ancak riskli olduğu bilinmelidir. Benim karşı çıktığım, birçok alternatif varken çocukları akrabalarıyla evlenmelerine zorlamaktır. Gençler bu yönde bir teklife eğer sıcak bakmıyorlarsa baskılara boyun eğmemelidirler. Bu kendi mutlulukları için önemlidir.
Gelelim işin bilimsel kısmına. Çocuk, yarı anneden, yarı babadan gelen çaprazlama genlere sahiptir. Her bir gen bir özelliği ifade eder. (sarışın olma, uzun boyluluk, göz rengi, pelteklik, görme bozuklukları, zekâ vb. birçok özellik insan DNA ‘sına göre şekillenir.) Genler ya çekinik (yani oluşma ihtimali zayıf) ya da baskın (yani oluşma ihtimali kuvvetli) şeklindedir. İnsan DNA’sı insanın ilerde hangi hastalıklara yakalanacağı, ne kadar yaşayabildiği, fiziki yapısının nasıl olacağını belirten bir program gibidir. Anne diyelim ki kısa boyluluğa sebep olan bir gen taşıyor. Bu çekiniktir. Babada da aynı çekinik gen var. İki çekinik gen birleşince baskın gen olur. Çocukta bu iki gen birleşince bu hastalığın ortaya çıkma ihtimali çok yüksektir. Bu hastalık riskini basit kan testleriyle tespit edemeyiz. Zira DNA binlerce ansiklopedilik bir kitap gibidir.
Yazılan şey mutlaka olacaktır. Bize düşen görev elimizden geldiğince doğru olan şeyi yapmaktır. Kaderi böyle anlamak lazımdır. Neden daha sağlıklı, zeki nesiller bırakmak istemeyelim ki ? Bu biraz bize bağlıdır.
Yahya OĞUZ

| < Önceki | Sonraki > |
|---|










