JA slide show
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

Çok Değerli Haşmetmeab;

Saygılarımı sunarak başlıyorum mektubuma. Nasılsınız? İnşallah iyisinizdir. Beni soruyorsun. Hamdolsun, iyiyim. Dünyanın fani işlerinin, zaman ve moral kaybına neden olması dışında üzüleceğim bir konu yok. Geçenlerde bahsettiğim o nahoş olayı hallettik sayılır. Beni çok yorduğunu söyleyebilirim. Ancak, güzel neticelerini görünce, öyle bir rahatladım ki sorma…

Yine üzüleceksin biliyorum, ama gerçekleri anlatmadan geçemiyorum. Yakaladığım bu tam huzur hali de, ne yazık ki fazla uzun sürmedi Sultanım. Bir kaç hafta sonra başka bir tatsız olay beklemediğim bir anda gündemime düştü. Şimdi de onunla uğraşıyorum. Anlayacağın, o birkaç günlük bahar havası şimdi yerini yine şiddetli kış günlerine bıraktı. Bıraktı ve hayatın tekdüze olmadığını bir kez daha hatırlattı. Demek ki Sultanım, bu dünyada “mutlak saadet” mümkün değilmiş. ‘Şu işleri de bir düzene sokayım da rahatlayayım’ diyenlerin neden ve nasıl yanıldığını hakk el yakin gördüm kısacası.

Evet Sultanım, geçen mektupta 9-10 yıl önce değişik ortamlarda sorduğumuz ve tartıştığımız bir takım soruları seninle paylaşacağımı söylemiştim. Hatırlayabildiklerimi aktarmaya çalışayım:

*Bir zamanlar dünya muvazenesinde önemli bir yere sahip olan ülkemiz, bugün neden bu halde? Tekrar eski konumuna gelebilir mi? Bunun için, bizlere ne gibi görevler düşüyor?

*Her vatandaşın temel hak ve hürriyetleri, bilfiil garanti altına alınamaz mı?

*Bütün vatandaşların kardeşliği adına, somut adımlar neden bir türlü atılamıyor?

*“Ülkemizin üç tarafı deniz, dört tarafı düşman” söylemi, bizlere neleri kaybettiriyor? Böyle bir ruh hali, kimlerin değirmenine su taşıyor? “Dört tarafı dost, bir ülke.” konumuna gelemez miyiz?

*“Kuvvetler ayrılığı” ilkesi, hayata ne zaman geçecek? Ve buna benzer modern çağın süslü ve efsunlu kavramları, ne şekilde yerli yerine oturacak?

*Enerjimizi birbirimizle uğraşarak geçirdiğimiz günler, ne zaman sona erecek?

*Her gün gündeme taşınan yolsuzluk haberlerinin üzerine, cesaretle gidilemeyecek mi?

*İnsana eziyet çektiren bir sürü bürokratik kuralların, değişme vakti gelmedi mi?

*Demokrasi “Halkın, halk tarafından, yine halk için yönetilmesi.” ise, yöneticiler ile halk arasındaki uçurum neyin nesidir?

*Yürürlükte olan ve halkın değerleri ile çelişen bir takım kuralların değişmesi için, nasıl bir yol izlenmelidir?

*Bu topraklar üzerinde yaşayan her kesimin haklı bazı talepleri olduğu bilinen bir gerçektir. Bunları, kimler ve ne şekilde karşılayacaktır?...

Sultanım, çerçevesi biraz daha sınırlı sorularımız da vardı. Onlardan kısaca söz edeyim:

1.Hem maddi hem de manevi kayıplara neden olan şu trafik kazaları için, kalıcı tedbirler alınamaz mı?

2.Bütün vatandaşları kapsayacak bir “Genel Sağlık Sigortası” uygulamasına geçilemez mi?

3.En azından zorunlu eğitim ve öğretim çağındaki öğrencilere ücretsiz kitap verilemez mi?

4.Bakmakla yükümlü olduğumuz fertler için, şu sevk kağıtları ve sağlık karnesi uygulaması sonlandırılamaz mı?

5.Parası olmayanların da, istediklerinde özel hastanelere gitme imkanı sağlanamaz mı?

6.Piyasaları alt üst eden ve dolayısıyla ticari ahlakımızı daha da bozan şu dövizin ani çıkışları için önlem alınamaz mı?

7.Temel tüketim maddelerine bu kadar sık sık fiyat artışları yapmanın herhangi bir gereği var mıdır?

8.Neden üniversiteler hep belli şehirlerde? Zor geçinebilen ailelerin çocukları daha iyi imkanlarla öğrenim göremez mi?

Sultanım, sorular bu minval üzere uzayıp gidiyor. Belki bugün bu konuları içeren sorularımız azaldı; ancak tamamen bitmiş değil. Ve öyle anlaşılıyor ki, mükemmelliğin peşinde koşanlar için de hiç bitmeyecektir. Ne ki sadece nicelik ve nitelik farkı söz konusu olabilir.

O günlerde ‘Mutlaka düzelecek!’ diyordum. İnsanın beslediği ümitlerinin gerçekleştiğini görmesi, ne hoş bir duygu! Bununla ilgili bir somut emareyi seninle paylaşayım Sultanım: Biliyorsun, geçenlerde Suriye ile karşılıklı olarak vize uygulaması kaldırıldı. Bir dizi anlaşma imzalandı ve Gaziantep-Halep arsında tren seferleri başlatıldı. Sadece vize uygulaması üzerinde dursam, meramımı anlatmaya yetecektir. Bir dönem, Nusaybin’deki Ahmet dayının 3-5 km ötedeki ) Kamışlı’da ikamet eden amcasını ziyaret edebilmesi için, Ankara’ya kadar gidip vize alması gerekiyordu. Yani gidiş-geliş 2000 km yol kat ettikten ve bir sürü de masraf ettikten sonra; ancak birkaç günlüğüne öz amcasını görebiliyordu. Sonra bu işlemler Gaziantep’e taşındı. Bu, zahmetin bir boyutu. İkinci aşaması, kontrollerde başlıyor. Bazen bir mühür için, 3-4 saat bekliyor. AB ülkeleri arasında kimlikle serbest dolaşım hakkının olduğu bir dünyada, senin sayısız hak ve hukukunun olduğu komşularınla arana tel, duvar ve bunlar da yetmezse mayın döşemenin bir gün gelip tartışılacağını tahmin etmek veya bu işin düzeleceğinden ümitli olmak, kehanet istemeyecek kadar açıktı. Çünkü, senin kültürün “Zorlaştırmayın, kolaylaştırın ve de nefret ettirmeyin.” buyuruyordu. Keza, komşularla ilişkilerin en güzel bir şekilde -komşuyu komşuya varis kılacak kadar- yürütülmesini de öğütlüyordu. Dolayısıyla bir Suriyelinin, İstanbul’u kendi şehri gibi ve bir Türkiyelinin de, Şam’ı kentlerinden biri gibi hissetmesinden daha doğal ne olabilir ki? Görüyor musun Sultanım… Şartlar, yeni yeni soruları doğuruyor.Bugün tartışacağımız soru belki de ‘Kardeş ülkelerin, kardeş olan insanlarından pasaport istemsi, ‘kolaylaştırınız!’ kaidesi ile, çelişmiyor mu?

Yorumlar (4)Add Comment
0
yılmaz iş
Şubat 12, 2010
88.227.15.126
...

yazılarınızın devam etmsini canı gönülden istiyor,ve teşekkür ediyoruz.cok güzel olmuş elinize dilinize sağlık

0
ali
Şubat 13, 2010
78.188.106.165
bu yazı ne zaman yazıldı

Yorumunuz kriterlerimize uymadığından dolayı silinmiştir.

WeBmaSter
__________

0
Ali
Şubat 15, 2010
78.191.153.193
...

Yorumumda hakaret yoktu,buna rağmen sildiniz.bence ayıp ettiniz.isterseniz bunuda silin.ama bu sefer bende sizi sileceğim.biraz tahammüllü olun.herkese cevap vermek zorunda değilsiniz.hakaret olmasa bırakın millet istediğini yazsın.

hak verirsiniz ki Yazarımız geçmişe yönelik mektupları konu almaktadır. Siz iyicene yazıyı okuduktan sonra yorum yaparsanız sizin yorumunuz silinmeyecektir.
Yine de hakkınızı helal ediniz.

WebmasTer
__________

0
ismail abit
Şubat 16, 2010
78.187.88.222
yüreğine sağlık

yazını çok beğendim, gayet başarılı buldum. Lütfen devam et. Yapıcı eleştirileri kabul edelim.

Yorum yaz
 
  daha küçük | daha büyük
 

busy