JA slide show
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

Arkadaşın dükkânında konuşmak gerektiğinde konuşmanın ve susmak gerektiğinde susmanın hakkını vererek oturuyorduk. Yani doğal bir ortamda olması gereken neyse bizimkisi de oydu. Birden kapıdan bir soğukluk girdi.  Bir bahane bulup çaktırmadan kendine bir sandalye seçti. Olacakları önceden kestiren bir çeviklikle arkadaşım hemen adama çay ikram etti. Bize aylardır kiralamayı düşündüğü dünya güzeli evinden, istemeye gelen onlarca kiracıya vermeme sebeplerinden ve hiçbir soru sormadığımız, sadece kafa sallamakla geçiştirdiğimiz yani konuyu derinleştirme isteksizliğimiz üzerine alakalı gördüğü için hakkaniyetinden, iyiliğinden, parasından da bahsetti.

Bizi gerçekten hiç ilgilendirmeyen kendinden bahsetti. Bizi kulak olarak gördüğüne dair bir kanı oluştu bende.  İnsanları bıktırma sanatı üzerinde doktora yapıyor gibiydi.

Doğal her insan gibi arkadaşla kaş- göz işareti yaptık, gitmesi için içten dua ettik. Dualarımızın sadece sevap olan kısmı kabul gördü.  Bulmuş dört itaatkâr kulak gider mi hiç. Aklımda bu adamla ilgili çeşitli düşünceler geçti. Yumuşak, ağır ama durmak bilmez konuşma stilinin sebebi olarak östrojen hormonlarının fazla salgılanması, beyninin sol lobunda oluşan bir aksaklık, çocukluğunda bastırılmış bazı dürtülerin bilince çıkması gibi sebepler olabilirdi. Ya da karısı bu adamı sabahtan akşama kadar evden kovmuştu da zaman geçirebilecek mekân arıyordu. Belki politikacı olmaya karar vermişti de pratik yapıyordu. Bunu es geçelim. Zayıf görünse de pekâlâ en sıkıcı insan dalında Guinness rekorlar kitabına başvurmuş olma ihtimali de vardı. En iyimser tahmin olarak sadece içindeki yalnızlığın dışavurumu şeklinde masum ve acıklı bir davranış mıydı? Ah zavallı! Hayır hayır, galiba dördüncü seçeneğimiz daha bir uyuyordu. Bir ara ‘’Size sıkıntı vermiyorum değil mi? ‘’ diye bir soru sordu. Mecburi ve yapmacık bir ‘’estağfurullah’’ ile cevap verdik. Mekâna giren her yeni - sonrasında mağdur- kişiye hikâyesini baştan anlatarak zaman kazanıyordu. Yanı başında duran başka bir şahısla konuşuyordu ki adamın horlama sesi duyulunca canlı bir kulak aradı. İstemeden yüzümü ona verdim. Yarım saat sonra durunca biz bitti diye oh çekmeye niyetlenmişken meğerse adamın nefes alma vakti gelmişti. Derin bir nefes ve hikâye baştan. Kelime tekrarları uyuz bir şarkının nakaratını yüzlerce kez dinlemek kadar bulandırıcıydı.  Arkadaşım bir bahane bulup dışarı çıktı. Şehirde birkaç caddeyi dolaştıktan ve kafa dağıtacak kadar sigara içtikten sonra kapıdan bir somurtuşla girdi. Negatif enerjisini bize dağıtan o sıkıcılık henüz gitmemişti. Masada hala çay bardağının yarısı bayatlamış çayla doluydu. Yaşına hürmeten yarım saat olarak uygun gördüğümüz katlanma süremizi cömertliğimizi kat be kat artırarak dört saate çıkarmıştı.

Kalbimden bu adamın keşke havada duran üçüncü bir gözü olsaydı diye diledim. O zaman kendisini dışarıdan seyredip bir muhasebe yapabilirdi. Gerçi o zaman kendisinden kaçma ihtimali de olurdu, olsun. Biraz empati yapma yeteneği olsaydı bize verdiği sıkıntının farkına varabilirdi. Ama nerde! Kendinden dünyanın merkeziymiş gibi bahsedişinde uyumsuz bir narsistlik okunuyordu. Neyse ki akşam olduğunu ezan sesi haber verdi. Artık eve dönebileceği zamanın geldiğinin farkına vararak bardağın dibinde kalan son çayı yudumladı. Selam verip sanki söylemeyi unuttuğu birkaç kelime daha varmış gibi tereddütlü adımlarla hafif geriye bakarak ağır ağır çıktı. Koro halinde bir ‘’oh’’ sesiyle kendimizi dışarı attık. Bize sanki o sıkıcılık duvarlarda hala duruyor gibi geliyordu. Birden içimden ben de o adam gibi sıkıcıysam diye bir korku geçti. Ya bende de insanlar bir gereksizlik buluyorsa! Arkadaşıma ‘’ Benden de rahatsız olmuyorsun değil mi?’’ diye sordum. ‘’ Evet, sen de fazlasıyla sıkıcısın.’’ diye verdiği cevabı oldukça samimi bularak içim rahat etti. Artık çayımı gönül rahatlığıyla içebilirdim.

 

Yahya OĞUZ

Yorumlar (3)Add Comment
0
neme lazım
Eylül 24, 2011
78.161.86.151
...

bu arkadaşı merak ettim yahya hocam adına yazı yazacak kadar seni sıkan kişiyi tanımak isterdim walla!smilies/wink.gif

0
yılmaz işle
Ekim 03, 2011
88.254.91.177
...

valla size katılmamak mümkün değil birçok zaman böyleleri ile malesef karşılaşıyor ve hikayelerini dinlemek zorunda kalıyoruz ne diyelim kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş

0
urgansiz
Ekim 08, 2011
78.160.32.123
...

Yahya hocam keşke her gün böyle biriyle karşılaşsan da biz her gün böyle güzel bir yazı okusaksmilies/wink.gif
Yazıyı okurken kendimi sürekliyici bir romanın göbeğindeymiş gibi hissettim. Yazılarının daimiyeti dileğiyle...

Yorum yaz
 
  daha küçük | daha büyük
 

busy