JA slide show

Kinderip - Söğütlü Beldesi

 

Köyde bir kişinin tarifinde mutlaka lakabı sorulur , ama bu tarifte ona gerek kalmayacak. O, köyümüze ilk pastaneyi, ilk lokantayı açtı; manavcılık yıllarını herkes hatırlar. Fazla abartmadım, herhalde anlamışsınızdır kimden bahsettiğimizi. İsmail Bülbül’ den bahsediyoruz. Efendim şu sıralar beldemize başka bir yenilik ve güzellik katmış İsmail Bülbül. Eski ilkler yetmezmiş gibi şimdi ilk seyyar kebapçılığı da o başlatmış durumda.Ünü şimdiden beldeyi aşmış. Gerçekten Kınderip’e (Söğütlü) güzel bir canlılık kazandırdığı tartışılmaz.

Saygıdeğer Sultanım,

Selam ve hürmetlerimi sunarak başlıyorum sözlerime. İki-üç gündür hep aklımdasın. Mektubu geciktirdiğimin farkındayım; ancak kalemim bir türlü düzgün iki cümle yazamadı. Sebebini bilemiyorum Sultanım, bazen  dağınık, keyifsiz, üşengeç ve de efkarlı haller yaşıyorum. Çok şükür ki, bu durum pek uzun sürmüyor. Dün bunun için takvime de baktım; acaba beyaz günlerde miyiz diye. Hayır, takvimin yaprağı 7 Recep 1431’ i gösteriyor. Her neyse, bugün iyiyim ya, Mevlana’nın sözlerini tekrarlayıp yola koyulmak gerek:

 

Çok Kıymetli Sultanım

Saygılarımı sunarak başlıyorum mektubuma. Önceki mektupta birinci kaynağımız olan Kur'an-ı Kerim'in insanın, ailenin ve de toplumun hem  huzurunu sağlayan cihanşumul ilkeler ihtiva ettiğini belirtmiştim. Bu mektupta, söz konusu kaidelerin birkaçından bahsetmeye çalışacağım.

Sultanım, bu kitap, öncelikle kendimizi tanımamızı sağlıyor. ‘Bilmem ki, bu dünyaya ben niye geldim’, ‘Ben kimim’ diye soranlara ya da ‘Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum.’ diye dövünerek dize yazanlara  Kur’an-ı Kerim, net olarak cevap vermektedir:


“Küçük çocuğu olan, onun hatırı için çocuklaşsın.” Çocukları sevme ve sevdirme ile ilgili, örneğimiz rehberimiz Hz.  Muhammet(s.a.v)in bütün zamanlara, insanlara hitap eden onlarca sözlerinden birisi. İslam’ın ahlak anlayışını hala bazı konularda kendi nefislerimize öğretemediğimizin bir örneğini aktaracağım.

Geçenlerde bir arkadaşımızın yeni doğmuş çocuğunu babasının önünde sevmesi nedeniyle çevresindeki şahıslar tarafından ayıplandığına şahit oldum. Sebep babasının önünde  çocuğuyla oynaşması. Bu, bizim zamanımızın şartlarında çok normal gibi gözükse de eskilerin örf ve adetlerine göre çok ayıp sayılabiliyor.

 

Ne zaman gençlerden bahsedilse geleceğe yönelik kaygılarım artıyor. Zihnimde gençlere yönelik iyimser bir tablo belirmiyor maalesef. Umudumu korumakla beraber madalyonun olumsuz tarafı daha ağır basıyor.

Gençleri bizim için bu kadar önemli kılan toplumun geleceği konusunda kurucu özne ya da söz sahibi olacak olmalarıdır. Dolayısıyla günümüz gençliğinin sahip olduğu imkanları nerede ve ne şekilde kullandığına bakmak gerekiyor. Onların şu an ne ile meşgul oldukları bizim için son derece önemlidir.

2009 Bahar ayında Hébin'e yapılan ziyaret ve pikniğin 1. Bölümünü görmek için Tıklayınız

2009 Bahar ayında Hébin'e yapılan ziyaret ve pikniğin 2. Bölümünü görmek için Tıklayınız

2009 Bahar ayında Hébin'e yapılan ziyaret ve pikniğin 3. Bölümünü görmek için Tıklayınız

2009 Bahar ayında Hébin'e yapılan ziyaret ve pikniğin 4. Bölümünü görmek için Tıklayınız

Ve Müzik Eşliğinde Beldemizin birbirinden güzel görüntüleri için Tıklayınız

Abit Mardin'in Mardin için yazdığı Taçsız Şehir Mardin Şiiri slayt eşliğinde sizlerle Buyrun Tıklayın...!


Beldemiz Sakinlerinden Hemmet Riş ( Özdemir ) 22.03.2010 sabah'a yakın saatlerde hakkın rahmetine kavuşmuştur. Merhuma Allahtan rahmet yakınlarına sabrı cemil diliyoruz.

 

Aziz ve pek merhametli Sultanım,

Merhaba… Bu sabah elime ulaşan mektubun beni hayli duygulandırdı. Özellikle başta ifade ettiğin , ‘Bana bugüne kadar gönderdiğin bütün mektupları, en değerli eşyalarımın bulunduğu sandıkta muhafaza ediyor ve ara sıra çıkarıp tekrar tekrar okumaya çalışıyorum.’ cümlesinin etkisi, hala  üzerimde diyebilirim. Sultanım, ben bu ilgini mektuplarımdaki sözlerin arkasında duran gönlümün coşkusuna bağlıyorum. Çok yerde belki ifade ettim; sana yazarken içinde bulunduğum sevgi okyanusunun dalgalarını anlatmaya kelimelerim kifayet etmiyor. Yoksa yazıya dökülen satırlarımın herhangi bir cazibesi olmadığı, gün gibi aşikar.