JA slide show

Kinderip - Söğütlü Beldesi

 

Beldemizden M.Ali Badur'un oğlu Muhittin Badur 80 yaşında vefât etmiştir. Merhuma Allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı dileriz!

Kıymetli Sultanım,

Geçen mektupta söylediğim gibi, bazı konuları işlemeye burada da devam edeceğim.Auguste Comte’u bilirsin; toplumların tarihi süreç içerisinde üç aşama izlediğini ileri sürmüş ve bunlarıTeolojik, Metafizik ve Pozitif Aşama şeklinde sıralamıştı.İlk toplumların kültürlerinde kendi şartlarına göre pozitif sayılabilecek teknik çalışmaların görülmesi ve günümüzde birçok alanda,Teolojik ile Pozitif yaklaşımların bir arada, iç içe –Comte, bu ayırımı yaptığı için aynı kavramlarla konuşmak istiyorum- olması; onun öne çıkan bu iddiasını rafa kaldırıyor diye düşünüyorum Sultanım.

 

Vahiy bir yandan öteki varlıkların insan hayatındaki önemine dikkat çekerken öte yandan yeryüzünde insana bir yol haritası çiziyor. Yani vahiy insanoğlu için bir yol name niteliği taşır.Öyleyse yola çıkacak insanın yanında neler bulundurması ya da hangi vasıflara sahip olması gerektiğini de bildiriyor. Ama azık olarak önümüze konulan maddi azıklar değildir. Çünkü maddi azıklar insanı tekamüle erdirmez.İnsanı tekamüle götürecek olan azıklar manevi değerlerdir. Onlara sahip olunmadan yola çıkılmamalı; yola çıkılsa bile hedefe varılmayacağını bize haber veriyor.

 

Köyde bir kişinin tarifinde mutlaka lakabı sorulur , ama bu tarifte ona gerek kalmayacak. O, köyümüze ilk pastaneyi, ilk lokantayı açtı; manavcılık yıllarını herkes hatırlar. Fazla abartmadım, herhalde anlamışsınızdır kimden bahsettiğimizi. İsmail Bülbül’ den bahsediyoruz. Efendim şu sıralar beldemize başka bir yenilik ve güzellik katmış İsmail Bülbül. Eski ilkler yetmezmiş gibi şimdi ilk seyyar kebapçılığı da o başlatmış durumda.Ünü şimdiden beldeyi aşmış. Gerçekten Kınderip’e (Söğütlü) güzel bir canlılık kazandırdığı tartışılmaz.

Saygıdeğer Sultanım,

Selam ve hürmetlerimi sunarak başlıyorum sözlerime. İki-üç gündür hep aklımdasın. Mektubu geciktirdiğimin farkındayım; ancak kalemim bir türlü düzgün iki cümle yazamadı. Sebebini bilemiyorum Sultanım, bazen  dağınık, keyifsiz, üşengeç ve de efkarlı haller yaşıyorum. Çok şükür ki, bu durum pek uzun sürmüyor. Dün bunun için takvime de baktım; acaba beyaz günlerde miyiz diye. Hayır, takvimin yaprağı 7 Recep 1431’ i gösteriyor. Her neyse, bugün iyiyim ya, Mevlana’nın sözlerini tekrarlayıp yola koyulmak gerek:

 

Çok Kıymetli Sultanım

Saygılarımı sunarak başlıyorum mektubuma. Önceki mektupta birinci kaynağımız olan Kur'an-ı Kerim'in insanın, ailenin ve de toplumun hem  huzurunu sağlayan cihanşumul ilkeler ihtiva ettiğini belirtmiştim. Bu mektupta, söz konusu kaidelerin birkaçından bahsetmeye çalışacağım.

Sultanım, bu kitap, öncelikle kendimizi tanımamızı sağlıyor. ‘Bilmem ki, bu dünyaya ben niye geldim’, ‘Ben kimim’ diye soranlara ya da ‘Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum.’ diye dövünerek dize yazanlara  Kur’an-ı Kerim, net olarak cevap vermektedir:


“Küçük çocuğu olan, onun hatırı için çocuklaşsın.” Çocukları sevme ve sevdirme ile ilgili, örneğimiz rehberimiz Hz.  Muhammet(s.a.v)in bütün zamanlara, insanlara hitap eden onlarca sözlerinden birisi. İslam’ın ahlak anlayışını hala bazı konularda kendi nefislerimize öğretemediğimizin bir örneğini aktaracağım.

Geçenlerde bir arkadaşımızın yeni doğmuş çocuğunu babasının önünde sevmesi nedeniyle çevresindeki şahıslar tarafından ayıplandığına şahit oldum. Sebep babasının önünde  çocuğuyla oynaşması. Bu, bizim zamanımızın şartlarında çok normal gibi gözükse de eskilerin örf ve adetlerine göre çok ayıp sayılabiliyor.

 

Ne zaman gençlerden bahsedilse geleceğe yönelik kaygılarım artıyor. Zihnimde gençlere yönelik iyimser bir tablo belirmiyor maalesef. Umudumu korumakla beraber madalyonun olumsuz tarafı daha ağır basıyor.

Gençleri bizim için bu kadar önemli kılan toplumun geleceği konusunda kurucu özne ya da söz sahibi olacak olmalarıdır. Dolayısıyla günümüz gençliğinin sahip olduğu imkanları nerede ve ne şekilde kullandığına bakmak gerekiyor. Onların şu an ne ile meşgul oldukları bizim için son derece önemlidir.